Tarihin, kültürün ve doğanın buluştuğu büyüleyici bir yolculuğa hazır olun!
3 gün 2 gece süren Kapadokya – Hacı Bektaş-ı Veli turumuzda, Ürgüp, Göreme, Nevşehir ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin eşsiz atmosferini keşfederken hem bölgenin kültürel zenginliklerine tanıklık edecek hem de yöresel lezzetleri tatma fırsatı bulacaksınız.
Unutulmaz anılar biriktireceğiniz bu keyifli turumuzun detaylı programı ve tüm bilgiler için aşağıya göz atabilirsiniz.
Geçerlilik: 29.10.2025 tarihinden itibaren geçerlidir.
Not: Firmamız, gerekli durumlarda tur programında değişiklik yapma hakkını saklı tutar.
19:00 Beylikdüzü Migros Önü
19:15 Avcılar Metrobüs Durağı
19:20 Sefaköy Metrobüs Durağı
19:30 İncirli Metrobüs Durağı
19:45 Mecidiyeköy İETT Durağı
20:00 Kadıköy Evlendirme Dairesi
20:10 Bostancı E-5 Otobüs Durağı
20:15 Kartal Köprüsü
20:20 Pendik E-5 Otobüs Durağı
20:50 Gebze Center Önü
21:30 İzmit Halk Evi
22:30 Sakarya Berceste Tesisi
03:45 Ankara Armada AVM
Keyifli geçen gece yolculuğumuzun ardından sabah saatlerinde Kapadokya’ya varıyoruz. Ekstra olarak alacağımız kahvaltı sonrası turumuza başlıyoruz. Milyonlarca yıl önce Erciyes, Hasan ve Göllü Dağları’ndan püsküren lavların oluşturduğu benzersiz Peribacaları’nı yakından göreceğimiz ilk durağımız, 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Göreme Açık Hava Müzesi oluyor. MS 4. ve 13. yüzyıllar arasında inşa edilen kaya oyma kiliseleriyle tanınan bu müze, Hristiyanlık tarihinin önemli merkezlerinden biridir.
Müze gezimizin ardından dileyen misafirlerimizle ATV turuna katılarak Kapadokya vadilerini farklı bir açıdan keşfediyoruz. Daha sonra, Aşık Seyrani’nin “Kör de bilir Avanos’un yolunu…” dizeleriyle ölümsüzleştirdiği Avanos’a gidiyoruz. Burada çanak çömlek atölyelerini ziyaret ediyor, ustaların ellerinde çamurun sanata dönüşümünü izliyoruz.
Bir sonraki durağımız, geçmişte Keşişler Vadisi olarak bilinen Paşabağları. Hristiyan keşişlerin yaşadığı bu bölgede, eşsiz peribacası oluşumlarını yakından gözlemliyoruz. Açık büfe öğle yemeğimizin ardından, hayal gücünü zorlayan kaya şekilleriyle ünlü Devrent (Hayal) Vadisi’nde fotoğraf molası veriyoruz.
Son durağımız, Kapadokya’nın yüksek noktalarından biri olan Uçhisar Kalesi ve Güvercinlik Vadisi. Kayalara oyulmuş güvercin yuvalarıyla ünlü bu vadi, geçmişte bölge halkı için hem tarımsal hem kültürel bir önem taşımıştır.
Günün sonunda otelimize geçiyor, açık büfe akşam yemeğimizi alıyoruz. Dileyen misafirlerimiz, ekstra olarak düzenlenen Türk Gecesi programına katılarak bölge kültürünü yakından tanıyabilir.
Güne Kapadokya’nın büyüleyici atmosferinde başlıyoruz. Gün doğumundan önce kalkış alanına giderek Kapadokya’nın ünlü sıcak hava balonlarını izliyoruz. Günün ilk ışıklarıyla gökyüzünde süzülen balonların oluşturduğu bu manzara, unutulmaz kareler yakalamanız için eşsiz bir fırsat sunuyor. İzleme sonrasında otele dönerek kahvaltımızı alıyoruz.
Kahvaltı sonrası ilk durağımız, bölgenin en önemli el sanatlarından biri olan Onyx Taş Atölyesi. Kalsedon türü olan bu taşın, yer altı sıcak sularındaki minerallerin birleşmesiyle nasıl oluştuğunu dinliyor; ustaların elinde sanat eserine dönüşümünü izliyoruz.
Daha sonra Hacı Bektaş ilçesine geçerek 13. yüzyılda yaşamış olan Türk mutasavvıfı Hacı Bektaş-ı Veli’nin türbesini ziyaret ediyoruz. 1964’ten bu yana müze olarak hizmet veren Hacı Bektaş-ı Veli Müzesi’nde, onun hoşgörü, insan sevgisi ve eşitlik anlayışına dayanan felsefesini yakından tanıyoruz.
Kısa bir öğle yemeği molasının ardından Avanos’a gidiyoruz. Burada ünlü Sallanan Köprü’den geçip Kızılırmak kenarında yürüyüş yapıyor, manzaranın tadını kahve molasıyla çıkarıyoruz. Günün devamında, Kapadokya’nın en etkileyici alanlarından biri olan Zelve Açık Hava Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. Üç vadiden oluşan bu bölge, peribacalarının en yoğun bulunduğu alanlardan biridir. 9. ve 13. yüzyıllar arasında Hristiyanlar için önemli bir yerleşim ve inanç merkezi olmuş, ilk dini eğitimlerin verildiği yer olarak bilinir.
Sabah otelimizde alacağımız kahvaltının ardından valizlerimizi alıp Kapadokya turumuzun son gününe başlıyoruz. İlk durağımız, tarihî geçmişi Hititler dönemine kadar uzanan Kaymaklı Yeraltı Şehri. Bölgenin tüf yapısı sayesinde kolayca oyulabilen bu yer altı şehrinde geçmişte insanlar sığınmak ve korunmak amacıyla yaşamışlardır. Gezi sırasında kiliseleri, depoları, yaşam alanlarını ve dar tünelleri keşfediyor; özellikle tünelleri kapatmak için kullanılan büyük silindir taşları görüyoruz.
Ardından Aksaray yönüne hareket ediyor ve Selime Katedrali’ni ziyaret ediyoruz. Kapadokya’nın en büyük katedrali olan bu yapı, 8. ile 11. yüzyıllar arasında inşa edilmiştir. İki katlı yapısı, manastır bölümü ve yüksek koridorlarıyla dikkat çeken Selime Katedrali, geçmişte kervanların konaklama ve ibadet noktası olarak da kullanılmıştır.
Öğle yemeğimizin ardından Tuz Gölü’ne doğru yola çıkıyoruz. Türkiye’nin yüzölçümü bakımından ikinci büyük gölü olan bu doğal güzellikte, gün batımının eşsiz manzarası eşliğinde fotoğraf molası veriyoruz. Beyaz tuz tabakaları üzerinde yürürken bu anı ölümsüzleştiriyoruz.
Akşam saatlerinde İstanbul’a dönüş yolculuğumuza başlıyor, keyifli bir yolculuğun ardından siz değerli misafirlerimizi alındığınız noktalarda uğurluyoruz.
Yeni rotalarda tekrar buluşmak dileğiyle…

